Her Hareketli Çocuk Hiperaktif Değildir


597 Paylaşım

Çocuklarımız en değerli varlıklarımız. Her biri farklı özelliklere sahip; kimi çok hareketli, kimi içinse hareketli kelimesi bile yetersiz. Güneş Çocuk Akademisi kurucusu, Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Şaziye Senem Başgül, hareketli çocuk ile hiperaktif çocuğun ayırt edilmesinde en yaygın belirtileri bizimle paylaşarak anne-babaların nasıl davranması gerektiği konusunda önemli ipuçları verdi. 

İnci NEŞELİ ÖZOĞLU

Hareketli çocuk kime denir?

Yaş özelliklerine göre gelişimi beklenenden daha hareketli olan, bu özelliği duygusal, akademik ve sosyal yaşantısına engel olmayan, tedavi gerekmeyen çocuklara hareketli çocuk diyoruz. 

Hareketli çocuk ile hiperaktif çocuğu nasıl ayırt edebiliriz? 

Hiperaktivite kavramı günümüzde çok yanlış kullanılıyor. Örneğin geç bir saatte markete gittiniz, üç yaşındaki çocuğunuz uykusuz kalmış, belki karnı aç, lokal; o ana özel bir hareketlilik yaşıyor. Kasiyer dönüp size, ‘Bu çocuk hiperaktif mi?’ diye soruyor. Hareketli çocuk; gelişim düzeyine uygun enerjik bir çocuktur. Oyunlarında coşkuludur, ilişkilerinde girişkendir, sempatiktir. Bu hareketlilik çocuğun yaşantısında genellikle zorluk oluşturmaz. Hiperaktif çocuğun ise gelişim düzeyine uygun olmayan artmış bir motor aktivitesi olur. Sanki motor takılmış gibidir. Sürekli koşuşturur, oturması gereken yerlerde sürekli ayakta, kıpır kıpırdır ve riskli davranışlarda bulunur. Bu durum onun yaşantısını olumsuz etkiler. Bu ikisi arasındaki ayrım çok önemli. Çünkü hiperaktivite, tedavi edilmesi gereken bir bozukluktur. 

Eğer çocuğun hareketliliği, çevresiyle ilişkisini olumsuz etkiliyor ve yaşına göre beklenen başarısını düşürüyorsa, bir çocuk psikiyatri hekimi tarafından ayrıntılı değerlendirilmelidir. Tedavi almayan ve hareketli diye geçiştirilen çocukların yaşantısı birçok alanda olumsuz etkilenir. Bu çocuklar genelde kapasitelerinin altında başarı gösterir, çevreleri tarafından sürekli eleştirildikleri için kendilerine güvenleri çok az gelişmiş olarak büyürler. 

MARKET ALIŞVERİŞLERİNE DİKKAT EDİLMELİ

Çocuklarda hareketli olma durumu ne derece kalıtsal, ne derece dış faktörlere (anne-babanın tutumu, şekerli gıda tüketimi veya teknolojik ürüne aşırı maruz kalma vb.) bağlı olabilir?

Besinler bizim hareketliliğimize sebep olabiliyor. Paketli raf ürünlerinin, şekerli gıdaların çocukların hareketliliğini artırdığı bir gerçek. Enerji veriyor sonuçta. Bisküvi, şeker gibi hazır raf ürünlerine eklenen katkı maddeleri dolaylı olarak hareketliliği tetikliyor. Anne-babalar belli bir yaşa kadar çocuklarının bu ürünleri tüketmesini engelleyebiliyor, ama çocuk okula başladığında, hazır ürünleri de tüketmeye başlıyor. Bu noktada bizim bilinçli tüketici olarak eve giren gıdalara, market alışverişine dikkat etmemiz şart. Çünkü çocuklar ebeveynlerini model alıyor. 

Peki ya kalıtsallık?

Hareketliliğin genetik geçişi hemen fark edilir. Genellikle hareketli çocukların ebeveynleri de hareketli olur. Bizim tüm kişilik özelliklerimiz (buna hareketlilik de dahil) genetik geçebildiği gibi çocuğun model almasıyla da geçer. Yani siz bir problemi çok hareketli çözüyorsanız, evin içerisinde telaşlı iş yapıyorsanız ya da çocuğunuzla iletişiminizde daha sabırsız davranıyorsanız, çocuk hayata sizin pencerenizden baktığı için ister istemez hareketli oluyor. Bir de uyaran çok önemli. Türk toplumu olarak çok süslü, renkli evlerimiz var. Bunlar da çocuk ruhunun dinginliğini engelleyip onları hareketli kılıyor. Sade olmak lazım. 

Teknoloji ne kadar etkili hareketlilikte?

Teknolojik gelişmenin getirdiği yeniliklerden uzak kalabilmemiz mümkün değil. Siz tamamen engelleseniz de çocuğunuz illa ki bir yerde teknolojiye maruz kalıyor. iPad, bilgisayar gibi teknolojik araçları kullandırmamak değil, kontrollü kullandırmak gerekli. Bu araçlar kontrolsüz kullanıldığında iki sebeple hareketliliği artırıyor. Birincisi; sürekli koltukta ya da belirli pozisyonda oturan, dolayısıyla motor sistemini harekete geçirmeyen bir çocuk, o hareketlilikle ilgili olarak vücudu doymadığından, koltuktan kalktığında normalden daha hareketli oluyor. İkincisi; o ekrandan alınan ışın çocuğu hareketli yaparken, çok atraksiyonlu oyun oynamak, hareketli şeyler izlemek de ruhsal dinginliği engelliyor.

GEBELİĞİ HAREKETLİ GEÇEN BİR ANNENİN ÇOCUĞU DA HAREKETLİ OLUR

Hareketlilik anne karnında mı başlar?

Hamilelik döneminde daha stresli, telaşlı olan annelerin çocuğu daha hareketli oluyor. Çünkü çocuklar sünger gibidir, annenin ruhunu, duygularını, kaygılarını, stresini olduğu gibi emerler. Çocuklar konuşulmayanı konuşulandan daha iyi öğrenirler. Dolayısıyla gebeliği hareketli geçmiş bir annenin hareketli bir çocuğu olabilir. Bu oran yüzde yüz olmasa da riskin artışı çok net. 

Hareketli bebek ve çocuklar nasıl sakinleştirilir? 

* Bir çocuğun erken dönemden itibaren annesi ile güven ilişkisi kurması, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanması gerekir. Çocuklar bu şekilde daha sakin olabilir.

* Bebeğin çevresindeki uyaranların sade olması önemli. Yani ortam çok karışık olmamalı. Dağınık ortamlarda bebeklerin ruhları da dağılır ve hareketlenebilirler.

* Bebeklerin ruhsal açıdan dingin ve sakin olabilmeleri için ritme ihtiyaçları vardır. Bu nedenle bebeğin rutinleri mutlaka takip edilmeli. Yani uyku saatleri, yemek saatleri aksatılmamalı. 

* Anne-babanın sakin olması, ilişkilerinin uyumlu olması ve ev ortamının huzuru önemli. 

* Anne-baba, bebeğe sevgisini mutlaka göstermeli ve ihtiyacı olduğunda ona sarılmalı. 

Hareketli çocukların arkadaşlarıyla ilişkileri nasıl olur?

Hareketli çocuklar eğer sabırsızlarsa ve bu durum oyunun kurallarını uygulamalarını engelleyecek boyuttaysa, arkadaşlık ilişkileri bozulabiliyor. Çünkü çocuklar genelde oyunun kurallarına uymayanı dışlayabiliyor. Hareketli çocuklar da, daha hareketli çocukları tercih ediyor ve daha riskli oyunlar oynuyor. Sakin bir çocuk, hareketli çocukların ortamında bulunduğunda bir miktar etkilense de hareketli bir çocuk zaten hareketli çocuğu seçiyor. Dolayısıyla hareketli çocuklar genelde dışlanıyor. Dışlanmadığı gruplar hareketli gruplar oluyor. O hareketli gruplar da kendi aralarında itişip kakışarak, hatta dövüşerek bir şekilde arkadaşlıklarını sürdürüyor. 

Hareketliliğin çocuğa artıları var mı?

Hareketli çocuklar kolay dostluk kuruyor, bulundukları ortamda erişkinlerle ilişkileri daha iyi oluyor. Kolay selam veren bu keyifli çocuklar, sempatik ve iş bitirici oluyor. Hiperaktivite olmayan hareketlilik, aslında çocuğun hayatına çok olumlu şeyler katıyor; hem üretkenlik, hem arkadaş hem de çevre ile ilişkileri gelişiyor. 

SÖYLENMEMEK AMA SÖYLEMEK LAZIM

Hareketli çocukların anne-babalarının en yaygın hataları neler?

Anne-babalar, öncelikle kendi ruh sağlıklarına, ilişkilerine, insanlar arası ilişkilere dikkat etmiyor. Aşırı kuralcı ve toplumsal normlara aşırı takıntılı çocuk büyütüyor. Çok koruyucu, kollayıcı şekilde çocuk yetiştiriyorlar. Çocuklarının adına birçok şey yapıyorlar. Örneğin kendi kendine yiyebilen çocuğu yediriyor, giyinebilen çocuğu giydiriyorlar. Dolayısıyla da bu çocuğun olası yaşam becerilerinin gelişmesini engelleyerek, bağımlı, hareket edemeyen, aşırı kuralcı, kontrol altında tutulan çocuklar yetişmesine sebep oluyorlar. Ebeveynlere tavsiyem; çocukların kendi potansiyelini görmelerine izin versinler. 

Ebeveynlerin bağırarak müdahalesi çocuğu nasıl etkiler?

Bugüne kadar hiçbir çocuğun bağırılarak verilen mesajı doğru yere kodladığı görülmemiştir. Bağırmanın yanlış olduğunu zaten biliyoruz. Bundan daha tehlikeli bir durum var ki; nasihat ve kıyaslama. Üç yaşındaki bir çocuğa, “Bunu yapmaman lazım. Yaparsan şöyle olur” diye nasihat etmenin bir anlamı yok. Ebeveynler şunu unutmamalı; ergenliğin altı somut dönemdir. “Bunu yapmıyorsun hayır, bu tehlikeli” gibi çok net ve somut ifadeler kullanılmalı. Yoksa, “Bunu böyle yaparsan yanlış olur, insanlar üzülür” gibi açıklamaların çocukta yeri, kaydı, karşılığı yok. 6-7’li yaşlar, somut dönemlerdir. Bizim hatamız, çocuklara kendi yaş düzeyimizdeki cümlelerle hitap etmemiz. Bizim hayat deneyimimiz 30 -40 yıl, onlarınki sadece 3. Nasihatten kesinlikle uzak durmamız lazım. Söylenmemek ama söylemek lazım. Ayrıca kıyaslamamak lazım; “Bak Ayşe 3 yaşında, arkadaşlarıyla ne güzel oynuyor, hadi sen de oyna” dediğimizde kıyas yapmış oluyoruz. Çocuğun biricikliğini gözetmek, onun özelliklerini desteklemek, onun anlayabileceği sadelikte, somut ifadelerle konuşmak, kıyas yapmamak, söylenmemek ve ona fırsat vermek önemli. 

Disiplini nasıl sağlayacağız?

Öncelikle düzenli bir hayatımız olmalı. Çocuğa bir beceri edindirmek, bir kuralı öğretmek emek ister. Ve bu da bazen bizim çıkarlarımıza ters düşer. Çok küçük yaşlardan itibaren böyle bir ritimle, çocuğun biyoritmiyle, evin ritmiyle gitmek lazım. Kendi hayatımızdan fedakârlık yapmalı, çocuğun rutinine saygı duymalıyız. Rutinleri bozulduğunda, acıktıklarında, uykuları geldiğinde huzursuz olurlar. Rutinini sağladığınızda bir dönem fedakârlık eder, ama bir ömür rahat edersiniz.  

EVE GELDİĞİNİZDE İLK 20 DAKİKA MUTLAKA ÇOCUĞUNUZLA İLGİLENİN

Özellikle çalışan anne-babalar nelere dikkat etmeli?

Çalışan anne-babalara önerim şu; eve geldiğinizde ilk 20 dakika boyunca tabiri caizse çocuklarınızın gazını alın. “Önce, şunu yapayım da ondan sonra” demeyin. Çocuğunuzla ilgilenin. Çocuk size yapıştıysa, ihtiyacı varsa, sizinle oynamak istiyorsa o an gazını almalısınız. Çünkü çocuk ilk 20 dakikada size doyduktan sonra sizi bırakır ve bütün gece rahat edersiniz. 

Ödül ya da ceza çözüm mü?

Ödül ya da cezaya nasıl baktığınız önemli, ben buna ödül-ceza değil de, bir eylemin öncesi-sonrası diyorum. Herkes yaşına uygun olarak yaptığı şeyin sorumluluğunu almalı. Çocukla öncesinde olası şeyleri konuşmak, bunun sonucunda bir problem olduğunda bunu nasıl çözeceğinizi konuşmak gerekiyor. Bu duruma, direkt ödül-ceza değil de, eylemin olumsuz sonuçlarında başına neler gelebileceğini tecrübe etmesine izin vermek şeklinde bakabiliriz.

Çocukla bir yere gidiyorsanız, kaç yaşında olursa olsun günlük planınızdan ona bahsetmeniz lazım. 2 yaşında bir çocuk; yürüyor ve konuşuyor. Onun boy seviyesine inerek, “Biz şimdi seninle parka gideceğiz. Parkta güneş şuraya gelene kadar duracağız. Bundan az sonra senle şuraya gideceğiz” diye, belki yaşına uygun şekilde çizerek anlatmalıyız. Çocuk önünü görürse daha sakin oluyor.  Çok net. Çocuğun kişiliğini zedeleyecek hiçbir şeye gerek yok. “Sen kötü bir çocuksun” mesajı vermeden, “Bu davranışlar yanlış ve sen bunları yapmamalısın. Bunları yaparsan, biz hemen eve döneceğiz” demeliyiz. Bu bir ceza değil, çocuğun yaptığı eylemin bedelidir. 

Uzmana hangi durumlarda başvurulmalı?

Çocuk, yaşına ve gelişimine uygun olmayan davranışlarda bulunuyorsa uzman desteği alınmalı. Örneğin 8 yaşındaki bir çocuk sınıfın içinde koşuşturuyor, kendine ve çevresine zarar veriyor, gerek arkadaş gerekse aile ilişkileri olumsuz etkileniyorsa lütfen bir çocuk psikiyatristine başvurun. 

Kardeşin varlığı çocuğu nasıl etkiliyor?

Her çocuk anne-babası için biriciktir. Bunun bozulmasından hoşlanmıyor çocuklar. Ama çocuğun kardeşi olmalı ve iki kardeş arasında en az iki-üç yaş olmalı. Her kardeş kıskanır. Patolojik boyuta varmadığı, kardeşe zarar verme, çok tepki verme, ısrarlı istememe olmadığı sürece hafif rekabet ve kıskançlığın çocuğu büyütücü bir etkisi var. 


0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı