Beni Anlıyor musun?


Bugün sizlere toplum nezdinde çok fazla görülmeyen bir gruptan bahsetmek istiyorum. Sessizliklerine ses olabilmek ve görünür kılabilmek için işitme engelli bireylerden… Bizler işiten bireylerle işitme engelli bireyleri bir tutmaktayız. Ancak işin sokaktaki kısmı hiç de beklediğimiz gibi değil. İşitme engellilerle de çalışan bir psikolog olarak konuyu okurlarımız için değerlendirmeye çalıştım.

Psikolog Eren VURAL / psk.erenvural@gmail.com

                                                                                                                                  Psikolog Eren Vural

Duyma yetisini tamamen ya da kısmen kaybetmiş kişilere "işitme engelli" denir. İşitme engelli bireyler işitme kanallarını yaş ilerledikçe kaybedebilir. Bir de kendini sağır kültürüne ait hisseden ve işaret dili bilen bireylerin kullandığı bir kimlik var. Bunlara“sağır bireyler” diyoruz. Sağır bireyler ve işitme engelliler arasındaki farktan başka bir yazımızda bahsederiz.

Bir insan doğduğu andan itibaren dünya ile etkileşim ve iletişim halinde olur. Yaş ilerledikçe dil gelişir ve büyür. Ancak her birey bu kadar şanslı değil. İşitme engelliler/sağır bireyler, işaret dili denilen bütüncül bir dil kullanmaktadırlar. Yani bütün uzuvları, mimikleri, hareketleri ve jestleri bir arada kullanırlar. Eğitim süreci biraz zorlu geçsede, bu dili öğrenirler.

Şimdi gelelim dilin bu bireyler için önemine… İşiten bireyler problemlerini ve çözüm yollarını ararken konuşarak iletişim sağlarken, işitme engelliler problemlerine çözüm yolu ararken işaret diline başvuruyor. Bu arada işaret dili bilmeyen bir hayli işitme engelli birey de var. İşitme engelliler her ne kadar kendileri gibi bireylerle sosyalleşse de işiten bireylerle de etkileşim halindedirler. Sayılarının 3,5 milyon kadar fazla olduğunu düşünürsek, kaç kişi işaret dili biliyor acaba? Kaç işitme engelli bireyin problemine ışık tutuluyor acaba?

DIŞLANMIŞ HİSSEDİYORLAR

Bu insanlar nasıl problem yaşıyor dersek, en başta hangi işitme engelli bireye sorarsanız sorun, asıl sorunlarının “anlaşılmamak” olduğunu size çok rahat ifade edeceklerdir. Bankacılık, yeme-içme sektörü, sinema, tiyatro, devlet kurumları, hastaneler… Neredeyse hiçbir yerde anlaşılamıyorlar.  Bu da işitme engelli bireylerin işitenlerden soyutlanmasına ve dışlanmış hissetmesine sebep oluyor. Bu konuda ivedi şekilde kesinlikle bir şeyler yapılmalı. Kurumlara zorunlu işaret dili bilen yeminli tercümanlar atanmalı ve/veya kurumlarda zorunlu işaret dili eğitimleri verilmeli, eğitim sıklığı da arttırılmalı.

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki anlaşılmama durumu sadece işitme engelliler için değil biz işiten bireyler için de geçerli. Teknolojiye ve çevresel faktörlere bağlı nedenlerden dolayı  hayattan gittikçe uzaklaşan bir nesil yetişiyor. Mevcut nesil de buna dahil diyebiliriz.  Örneğin bazı aileler aynı evde olmalarına rağmen teknolojiyle zaman geçirmekten hane bireyleriyle iletişim kuramıyor!

Bir başka dikkatinizi çekmek istediğim konu ise şu: Bunca zor ve dışlanmışlık hissiyatından sonra bu kesimin psikolojisi nasıl olabilir? Kötü değil mi? Psikolojide dilin önemi çok büyüktür. Çünkü düşünce, duygu ve davranışın ifade edilmesi, danışanın problemlerini anlatabilmesi için dilin ifadesi mecburidir. Ancak işitme engelli bireylerde bu sanıldığı kadar kolay değil. Bu insanlar kendi psikolojilerini ifade etmekte zorluk yaşıyor. Bu nedenle danışan ve ruh sağlığı çalışanı (psikolog/psikiyatrist) arasında problemler ortaya çıkıyor. Bu konuyla ilgili  bir işitme engellinin yazısını okumuştum… Yazıda yanlış iletişim sonucu depresyon ilacı verilmesi gerekirken şizofrenlerin kullandığı bir ilaç verilmesi sonucunda çok kötü günler geçirdiği yazıyordu. Buradan da anlaşılıyor ki bu azımsanacak bir konu değil!

Ayrıca işitme engelliler terapiye gidecekleri zaman, işaret dili bilen bir yakınları ya da yeminli işaret dili tercümanı eşliğinde gitmektedir. Ancak ruh sağlığı çalışanları olarak birinci kuralımız her zaman gizliliktir ve üç kişinin olduğu bir seans odasında (mecbur durumlar hariç) danışan kendisini gergin hissedebilir veya problemlerini anlatmak istemeyebilir. Bu durum beraberinde yine problemleri getirmektedir. Ya yardımcı olunamayacak ya da yanlış müdahalede bulunulacak! Bu noktada işaret dili bilen danışanların ve işaret dilinin sağlık alanındaki önemi ortaya çıkıyor. İşaret dili bilen ruh sağlığı çalışanlarıyla  hem işitme engelli bireylerle yapılacak görüşmelerin güvenirliği sağlanabilir hem de seanslar iki kişi arasında doğru iletişim kurularak profesyonelce sürdürülebilir.

[zombify_post]


0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir